Ayın İlham Veren Sanatçısı: ERKAN OĞUR
Deniz B.
Friday February 15 2019, 12:17 PM
Ayın İlham Veren Sanatçısı: ERKAN OĞUR

Müzik kariyeri boyunca ürettiği eserler ve elde ettiği başarılar ile müzikle ilgilenen herkes için ilham kaynağı olan sanatçıların hayatına mercek tuttuğumuz “Ayın İlham Veren Sanatçısı” serimizde bu ay, Türk müziğine yepyeni bir boyut getiren perdesiz gitar enstrümanının yaratıcısı, hayatını müziğe adamış çok değerli bir müzisyene yer veriyoruz: Erkan Oğur.

ÇOCUKLUĞU VE GENÇLİĞİ

Erkan Oğur, 17 Nisan 1954 tarihinde Ankara’da dünyaya geldi. Müziğe olan ilgisi ve yeteneği çok küçük yaşlarda ortaya çıkmaya başlayan Oğur’un bu özel durumu, başarılı bir cerrah olan babası Mustafa Bey’in ve annesi Gülten Hanım’ın ilgisini çekmişti. Üstün zekâsı sayesinde okuma yazmayı çok hızlı bir şekilde öğrenen Oğur, ilkokula erkenden, 5 yaşındayken başladı. İlkokuldaki arkadaşlarına göre algısı daha kuvvetliydi. Erkan Oğur’un bu özelliğini ailesi nasıl fark ettiyse, öğretmeni de fark etmişti. Oğur’un müzik yeteneğinin üzerine giden Ülkü öğretmen, ona önce bağlama, daha sonra keman dersleri vermeyi başladı. Henüz 3 yaşındayken kendisine hediye edilen ve yörede Balta olarak isimlendirilen bağlamayı çalmaya başlayan Erkan Oğur’un bütün enstrümanları kavrayabilmesi, Ülkü öğretmeni çok heyecanlandırıyordu. Oğur, öğretmeninin desteğiyle yeteneğini geliştirmiş, flüt ve cümbüşü de kısa süre içinde çalabildiği enstrümanların arasına eklemişti. Ülkü öğretmen bu dönem için yıllar sonra 'İlkokulu bitirdiğinde bizim yöreden çalmadığı saz kalmamıştı.' diyecekti.

Erkan Oğur, ilkokulu Elazığ’da ailesinin yanında tamamladıktan sonra, Ortaöğrenim için İstanbul’a gitti ve İstanbul Kabataş Erkek Lisesi’ne kaydoldu. Bir süre sonra İstanbul’da yalnızlık çekmeye başladı; okulu bırakmak ve Ankara’ya taşınan ailesinin yanına dönmek istedi. Bu isteğini gerçekleştiren Oğur, lise hayatına Ankara’da devam etti ve mezun oldu. Babasının bilim adam olması konusunda fikirlerine önem veren Erkan Oğur, Ankara Üniversite Fen Fakültesi Fizik bölümünü kazandı. Severek okuduğu bölümünde bilim adamı olma yolunda başarıyla ilerleyen Oğur, üçüncü sınıfa geldiğinde başvurduğu bir bursu kazanarak Almanya’da bulunan Münih Üniversitesi’ne gitti.

PERDESİZ GİTAR VE KONSERVATUAR YILLARI

Üniversite hayatına Almanya’da devam eden Erkan Oğur, burada önemli müzisyenlerle iletişim kurdu. Bir yandan bağlama üzerine ustalaşırken, gitar çalmaya olan ilgisi de filizlenmeye başlamıştı. Gitara olan ilgisinin artmasında dünya çapındaki en önemli gitaristlerinden biri olan Jimi Hendrix’in etkisi büyüktü. Gitar üzerine çalışmalar yapmaya başlayan ve yaptığı müzikte Türk, Arap ve Acem makamlarını caz modlarıyla ve blues dizileriyle harmanlamak isteyen Erkan Oğur, 1976 yılında devrim niteliğinde bir yeniliğe imza atarak perdesiz gitarı icat etti. Kendisi bu icadını “sonsuz perdeli gitar” olarak tanımladı. Bu dönemde yoğunlaştığı günde en az 10 saatini alan gitar çalışmalarının sonucunda ellerini neredeyse kullanamaz duruma gelmişti. Erkan Oğur’un babası Mustafa Bey, doktorların ameliyat önerisine karşı çıktı ve Erkan Oğur, ellerine takılan protezler ile uzun bir tedavi dönemine girdi.

Tedavisinin ardından Türkiye’ye dönerek müzik eğitimi veren bir üniversiteye gitmeye karar veren Erkan Oğur, 1980 yılında İTÜ Türk Müziği Devlet Konservatuarı Müzik Teorisi bölümüne girdi ve bu okuldan 1985 yılında mezun oldu. Üniversite eğitimi sırasında Bülent Ortaçgil ve Sezen Aksu gibi isimlerle yakınlık kurdu. 1987 yılında askerlik görevinden döndükten sonra mezun olduğu okulunda ut dersleri vermeye başladı. Bu dönemde Fikret Kızılok ile tanışan Erkan Oğur, Bülent Ortaçgil ve Fikret Kızılok ile birlikte müzik çalışmaları yaptı, konserler verdi.

YURTDIŞI ÇALIŞMALARI VE FİLM MÜZİKLERİ

YazTuraFilmErkanOgur.jpgErkan Oğur, daha sonra ağırlıklı olarak yöneleceği film müziği çalışmalarının ilkini, başarısını yurt içi ve yurtdışından aldığı ödüllerle taçlandıran 1988 yapımı bir Zülfü Livaneli filmi olan “Sis” için yaptı. Erkan Oğur bu dönemde Blues kültürüne ilgi duymaya başladı ve perdesiz gitarıyla birlikte Amerika’ya giderek New York ve Chicago gibi eyaletlerde bazı sanatçılarla Blues üzerine ortak çalışmalar yaptı. Bu çalışmalarının neticesinde, perdesiz gitarı Amerika’ya tanıtmış oldu. Amerika’da yaklaşık bir buçuk sene kaldıktan sonra Türkiye’ye dönen Oğur, Türk müziğinin en eski enstrümanları arasında yer alan, bağlamanın atası olarak bilinen kopuza merak duymaya başladı ve kopuz hakkında araştırmalar ve çalışmalar yaptı.

ErkanOgurEskiyaFiratinTrks.jpg

Oğur’un 1994 yılında Avrupa’nın caz müzik alanındaki önemli isimlerinden olan Philip Catherine ile birlikte çıkardığı “Fretless” albümü Avrupa’da yılın yaratıcı albümü seçildi. Bu albüm daha sonra, 

1996 yılında “Bir Ömürlük Misafir” adıyla Türkiye'de yayınlandı. Erkan Oğur, 1997 yılında, Türk sinemasının en başarılı filmlerinden biri olan “Eşkıya”nın müziklerini yaptı. Film için seslendirdiği “Fırat Türküsü” isimli parçayla bir anda herkesin ilgisini çeken Oğur, filmden bir yıl sonra yakın arkadaşı olan İsmail Hakkı Demircioğlu’yla beraber “Gülün Kokusu Vardı” albümünü çıkardı. 2001 yılında Ermeni müzisyen Djivan Gasparyan’la birlikte yaptığı “Fuad” adlı albümü gibi birçok başarılı çalışmaya imza atan Erkan Oğur, 2004 yılından itibaren film müziği çalışmalarına ağırlık verdi. 

ErkanOgurBirOmrlkMisafir.jpg

Uğur Yücel’in yönettiği ödüllü “Yazı-Tura” filmi ve sonrasında “Mommo (Kız Kardeşim)”, “Kadim” ve “Telvin-Turne” belgeselleri ile “Açlığa Doymak” filminin müziklerini yaptı. Oğur, son olarak 2017 yılında İsmail Hakkı Demircioğlu ile birlikte 15 parçadan oluşan “Bilinmeyenler Karşılaşmak” albümünü hazırladı.

Müzik yaşamı boyunca pek çok müzisyene ilham kaynağı olan ve çalışmaları ile Türk müziğinin gelişmesine katkıda bulunan usta sanatçı, günümüzde bir yandan konserlerine devam ederken, diğer yandan müzik alanındaki araştırmalarını ve yenilikçi çalışmalarını sürdürmektedir.