70’lerden günümüze Türkçe müziğin gelişimi
Deniz B.
Saturday September 1 2018, 9:15 AM
70’lerden günümüze Türkçe müziğin gelişimi

Türk müziğinin gelişimi adına atılan ilk tohumlar çok eskiye, Osmanlı padişahı Sultan 3.Selim’in başlattığı yenilik hareketlerine dayansa da, bu yazıda özellikle son 40 yılda değişen Türkçe müzik trendlerine ışık tutacağız. Plaktan kasete, kasetten CD’ye ve en sonunda dijital ortama geçişle birlikte müzik üretimi ve tüketiminde yaşanan evrimi, yerelliğin globallikten beslenişini ve yeni oluşup popülerleşen müzik türlerini dönemlere damga vuran isimler ile birlikte inceleyeceğiz. Bu süreçte birer müzik dinleyicisi olarak kendimize ayna tutacak, müziğin kolay tüketilen bir ürün halini alması sürecindeki payımızı düşüneceğiz.

Türk müzigi ve plaklar

70’li yılların başı, müziğin olgunlaşması ve zor ulaşılır olmaktan çıkıp herkesin evine girebilmesi açısından oldukça önemli bir dönemdir. Aynı zamanda bu yıllar, müziğin kurumsallaşması ve endüstriye hizmet etmesi açısından da parmakla gösterilen yıllardır. 1961 yılında Fecri Ebcioğlu’nun yabancı bir besteye yazdığı sözlerle hayat bulan ve İlham Gencer tarafından söylenen "Bak Bir Varmış Bir Yokmuş" şarkısı ile doğan Türk Pop müziğinin temelleri 70’li yıllarda atılmıştır. İlk yapım şirketi ŞAT Yapım, 1972’de, Şanar Yurdatapan ve Atilla Özdemiroğlu tarafından kurulur. 1965 yılında Philips’in piyasaya tanıttığı “kaset” formatı, Türkiye’ye 70’li yılların ortalarında gelir ve 45’lik ve 33’lüklerin tahtını ele geçirmeye başlar. 1976 yılına kadar ithal edilen kasetler, bu yıldan sonra Plaksan tarafından üretilmeye başlanır. Kaset üretimiyle birlikte tüketim de hızla yaygınlaşır. Özellikle plak formatına göre daha ucuz olan kaset formatının Plaksan dışında Kamel, Yavuz, Kervan ve Sabra (sonraki ismi Raks) gibi “plak” şirketleri tarafından sahiplenilmesiyle birlikte Arabesk kasetlerinde ciddi oranda bir satış artışı yaşanır.

Türk müzigi ve kaset furyasi

1970’li yıllar aynı zamanda kırdan kente göçün büyük bir ivme kazandığı ve toplumun her kesiminin geçim mücadelesinde olduğu zor yıllardır. Bu dönemde gelişim içinde olan kent kültürü içinde Avrupa esintileri taşıyan Aranjman parçalar ve bunları seslendiren dönemin büyük sanatçılarının yanı sıra Anadolu-Pop tarzı da popülerleşmeye başlamıştır. Yani bir tarafta Nilüfer, Sezen Aksu, Nükhet Duru, Zerrin Özer, Hümeyra gibi isimler ilk plaklarıyla Türk dinleyicisini batı melodileriyle tanıştırırken, öbür yandan Edip Akbayram, Moğollar, Cem Karaca, Selda Bağcan, Ersen ve Dadaşlar ve Üç Hürel gibi Anadolu-Pop tarzının başarılı temsilcileri, Anadolu ezgilerini pop müzik standartlarıyla harmanlayarak yepyeni bir tür ortaya çıkarmıştır. Politik ve toplumsal tepkilerin dile getirildiği parçaların revaçta olduğu bu dönem, Beyaz Kelebekler ’in “Sen Gidince” şarkısıyla Hollanda listelerine girmesi ile de sınırlarımızın dışında sesimizi duyurduğumuz, gerçekten “popüler” müzik kültürüne hizmet eden bir dönem olma özelliği taşır.

Türkiye’de müzik kültürünün oluşması ve yaygınlaşması açısından önemli bir başka unsur da gazinolardır. Gazinolar, eğlence hayatını şekillendiren oldukça elit fakat uygun fiyatlarıyla geniş bir kitleye hitap eden muazzam mekanlardı. Bir döneme damgasını vuran Alaturka, Arabesk ve Pop müziğin en sevilen sesleri 70’li yıllarda gazinolar sayesinde popüler hale gelmiştir. Günümüzde duayen olarak kabul edilen bu isimler saymakla bitmez: Zeki Müren, Bülent Ersoy, Emel Sayın, Gönül Yazar, Muazzez Abacı, Erol Evgin, Nükhet Duru, Gönül Akkor, Neşe Karaböcek, İbrahim Tatlıses, Ümit Besen ve daha niceleri…

80’li yıllarda Türkiye’deki darbe ortamından müzik piyasası da etkilenmiştir. Aranjman pop müzik etkisini hız kesmeden sürdürürken, politik şarkılar ve şarkıcılar bir süre geri plana çekilmiştir. Bu dönemde eski şarkıcılar yeni plaklar ve kasetlerle sektörün yükselişini devam ettirirken yepyeni isimler ve türler de bu er meydanında yerini almıştır. Aranjman şarkıların yanı sıra özgün bestelerin ve Rock müzik etkisinin öne çıkmaya başladığı 80’li yıllarda popülerleşen isimlerden bazılarını Ajda Pekkan, Barış Manço, Fikret Kızılok, Bülent Ortaçgil, Erol Evgin, İlhan İrem, Nilüfer & Kayahan, MFÖ, Yeni Türkü, Bulutsuzluk Özlemi, Ezginin Günlüğü ve Arabesk-Rock akımını başlatan Erkin Koray olarak sayabiliriz.

90’lar, yaşadığımız dönemde hala adından söz ettiren, pop müziğin adeta şaha kalktığı ve evrimleştiği bir dönem. Teknolojinin gelişmesi ve ekonominin nispeten daha stabil bir hale gelmesiyle birlikte, popüler müzik kendine büyük bir oyun alanı bulmuştur. Bu dönemde ortaya çıkan isimler, önceki jenerasyonlarının sanatçı ve müzisyenlerinden aldıkları destek ve terbiyeyle hem globalleşen pop müzik tarzlarına bir göz kırpmış hem de kendi söz ve besteleriyle benzersiz bir akım yaratmıştır. Levent Yüksel, Sertab Erener, Yonca Evcimik, Aşkın Nur Yengi, Demet Sağıroğlu, Burak Kut, Tarkan, İzel-Çelik-Ercan, Ferda Anıl Yarkın, Serdar Ortaç, Hakan Peker, Kenan Doğulu, Mustafa Sandal, Haluk Levent, Feridun Düzağaç gibi isimlerin şarkıları özellikle 80’lerde doğan nesil için kasetler ve Radyo-TV kanalları vasıtasıyla bol bol çalınarak marş gibi söylenir bir hale gelmiştir. Aynı zamanda dünyaya da sesimizi duyurduğumuz bu dönemde, Şebnem Paker, 1997 Eurovision şarkı yarışmasında Dinle adlı parçası ile 3. olarak o tarihe kadar Türkiye'nin yarışmadaki en iyi derecesini elde etmiştir.

Türk müzik tarihi ve CD ler

2000’li yılların başında pop müziğin saltanatı devam ederken CD satışları kaset satışlarının önüne geçmeye başlamıştır. Bu dönemde yükselişe geçen Rock ve Metal müzik ağırlıklı çalışmalar Pop müziğe önemli bir alternatif olmuştur. Aynı zamanda Anadolu-Rock tarzı ekseninde üretilen albümler ve bu türü icra eden sanatçılar, yeni bir türün ortaya çıkmasına yol açmış, hatta müzik yarışmalarında yeni kategorilerin açılmasına sebep olmuştur. 2003 yılında Sertab Erener'in İngilizce sözlü "Everyday That I Can" isimli şarkısıyla Eurovision'u kazanması, Türk Pop müziğinin en büyük başarılarından biridir. 2000’li yılların başına damga vuran popüler isimlerin bazıları Şebnem Ferah, Özlem Tekin, Teoman, Hande Yener, Bengü, Nil Karaibrahimgil, Aylin Aslım, Demet Akalın, Murat Boz, Yalın, Funda Arar ve Emre Altuğ olarak sıralanabilir.

Spotify ve Türk Müzigi

2000’li yılların ortalarından itibaren artık kaset ve CD'ler raflara çıkmaz, albüm tirajlarından bahsedilmez olmuştur.

Bunun sebebi, hızla dijitalleşen yeni çağa ayak uyduran yapımcıların önderliğinde sanatçıların ve müzik gruplarının “Single” ya da “Maxi Single” olarak adlandırılan 1-3 şarkılık albümlerini yoğunluklu olarak dijital ortamlarda dinleyicileriyle buluşturmayı tercih etmesidir. Bir dönem plak-kaset-CD satışlarından çok büyük kazançlar elde eden sanatçıların esas gelir kaynağı dijital müzik platformlarından elde ettikleri satış geliri ve tabii ki yaygınlaşan konserler, etkinlikler ve bar programları olmuştur. Türk pop müziğinde ise kayıt teknolojilerindeki evrimleşmenin bir sonucu olarak elektronik altyapılar sıkça kullanılmaya başlanmış, bu durum, Pop müziğin dışında Ceza, Sagopa Kajmer, Fuchs ve Fuat Ergin gibi isimlerin liderliğinde Türkçe Rap ve Hip Hop türünün yükselişine de sebep olmuştur.

Günümüzde gelişimini yavaş da olsa devam ettiren Türk müziği, bir süredir yeni üretimler açısından kısır bir dönem yaşamaktadır. Anlık ve hızlı tüketimin revaçta olduğu, Sosyal Medya sayesinde herkesin kolayca ünlü olabildiği bu dönemde, sektöre sağlam bir giriş yapmak isteyen yeni sanatçılar, geçmişte üretilen ve geniş kitlelere hitap eden şarkıları yeniden yorumlamayı tercih etmektedir.

Ünlü olmanın kolay, sürekliliğin ise zor olduğu bu dönemde yeni sanatçılar, hedef kitleyi anlayarak teknolojiyi kullanma açısından öncü ve kaliteli çalışmalar yapmalı, Türk müziğinin gelişimine katkı sağlayabilmek için ayakları yere basan başarılı ve emek odaklı bir müzik kariyeri inşa etmeyi hedeflemelidir.